İnsanlar çevrimiçi tanışmayla dalga geçmeyi sever. Bunun "gerçek" olmadığını veya kelimelere aşık olamayacağınızı söylerler. Ama başka neye aşık oluruz ki, gerçekten? Her zaman önce kelimelerdir—birinin konuşma şekli, fark ettikleri şeyler, sizi nasıl güldürdükleri. Bunu uzun süre taklit edemezsiniz.
Anonim bir sohbette fiziksel dünya kaybolur. Filtreli özçekimler yok, garip ilk buluşmalar yok, ilginçmiş gibi davranmak yok. Sadece sohbet. Bugünlerde yüz yüze nadiren kurabildiğiniz o ham bağ.
Bazı insanlar orada arkadaşlık bulur. Diğerleri romansa denk gelir. Ve evet, bazen bir sohbet bir buluşmaya dönüşür — gerçek veya sanal. Başta, sadece cümleler aracılığıyla tanıdığınız birini yüz yüze görmek biraz gariptir. Ama aynı zamanda, kalbinizin zaten hatırladığı biriyle tanışmak gibi vahşi bir tanıma hissi de vardır.
Gelip Geçici Bağların Ağırlığı
Her zaman sürmez. İnsanlar kaybolur. Diğerleri vedalaşır. Ama o gelip geçici bağların bile bir ağırlığı vardır. Onları hatırlarsınız, bir daha asla görmeyeceğiniz biriyle çok güldüğünüz o geceyi, adınızı yazış şekillerini, dışarıda birinin sizi dinlediğini bilmenin rahatlığını.
İnsanları bu yerlere tekrar tekrar getiren şey bağımlılık değildir. Meraktır. Belki, sadece belki, bir yerlerde aynı hisseden—yorgun, huzursuz, konuşmaya açık—başka bir insan olduğuna dair o sessiz umut. Çevrimiçi sohbet platformunun gerçek gücü budur: ilk görüşte aşkla ilgili değildir; görüşü hiç umursamayan türden bir bağla ilgilidir.
Ve ücretsizdir, hem gerçek hem de duygusal anlamda. Ücretsiz sohbetin noktası budur: zamandan başka bir şey vermezsiniz ve bazen karşılığında, diğer kişiden anlayış gibi hissettiren bir şey alırsınız.
Cümlelerden Dünyalar İnşa Etmek
İnsanların gerçek isimlerini vermeden haftalarca konuştuklarını izledim. Cümlelerden koca dünyalar inşa ediyorlar. Bir gün nihayet tanışmaya karar veriyorlar ve bazen işe yarıyor, bazen yaramıyor. Ama solup gitse bile, asla boşa gitmiş gibi hissettirmiyor. Sohbetin kendisinin yeterli olduğunu fark ediyorsunuz.
Belki de dijital çağın bize öğrettiği şey budur: yakınlık her zaman dokunuşla, bakışla veya buluşmalarla başlamaz. Bazen sizinle aynı saatte çevrimiçi olan, aynı ruh halindeki, aynı şeyi arayan birinden gelen bir mesajla başlar: konuşacak biri.
Riske Değer
Elbette riskler var. Yalancılarla, hayaletlerle veya gece bittiğinde kaybolan insanlarla tanışma ihtimaliniz var. Ama sizi şaşırtacak birini bulma ihtimaliniz de var — yargılamadan dinleyen biri, yalnızlığınızı biraz daha az keskin hissettiren biri.
Bu riske değer. Çünkü sonunda, bağ bağdır: ister bir kahve dükkanında başlasın ister anonim bir sohbet penceresinde, ister sessizlikle bitsin ister gerçek bir buluşmaya dönüşsün, yine de önemlidir. Yine de sayılır. Ve belki de hepsinin sessiz gerçeği budur — her mesajın arkasında, her "selam" veya "orada mısın?"ın arkasında — tek bir basit insani istek vardır: duyulmak, kimse ismimizi bilmese bile görülmek.



